Şekil, doğa ve konuşma bakımından insanlar nasıl birbirleriyle benzeşmiyorsa, her insanın ve her bölgenin rüyaları da birbirleriyle benzeşmez.

  1. Vücutta kan oranı fazlalaşırsa rüyada bolca et, tatlı, şarap ve kırmızılık görülür; ut, harp vb. çalgı sesleri işitilir. Böyle bir kimse rüyasının yorumunu sorduğunda tabirci ona iyice bakmalıdır. Eğer al yanaklı, bakımlı ve mutlu görünüyorsa ve bu mutluluk, yersiz bir mutluluksa bilinmelidir ki bunun kaynağı vücuttaki kan oranın artmış olmasıdır. Dolayısıyla görülen rüya asılsızdır ve tabir edilmez.
  2. Aynı şekilde, insanın doğasına sarılık galebe etmişse, bunun sebebi sarımsak, soğan, biber vb. gibi kuru ve sıcak gıdaların bol miktarda alınmış olmasıdır. Böyle bir kimse rüyasında ateş, lamba, kandil, sıcak veya aşırı soğuk şeyler görür. Bu durumda tabirci onu iyice kontrol etmelidir. Eğer bedeninde sarılık varsa, zayıfsa ve oldukça hareketli biriyse, onunla konuşmalıdır. Bunların neticesinde sarılığın ona galebe ettiğine karar verirse, rüyası asılsızdır ve tabir edilmez.
  3. Yine, balgamı artan bir kimse, balgamı artıran yoğurt, süt, ayran vb. gibi şeyler tüketmişse, rüyasında rutubet, yağmur, şimşek, çiy, kar ve bol miktarda beyazlık görür. Bu durumda tabirci onu iyice süzmelidir. Eğer yanakları tombul ve konuşması ağırsa, balgam ona galebe etmiştir ve dolayısıyla rüyası asılsızdır.
  4. İnsan bedenine karalığın galebe etmesine neden olan şeyler ise, kavrulmuş sığır eti, turşu, patlıcan vb. gibi karalık veren gıdalardır. Bol miktarda bu gıdaları tüketen bir kimse rüyasında yılan, akrep, karanlık ve oldukça ağır gelen şeyler görür. Bu durumda tabirci onu iyice süzmelidir. Eğer yüzüne karalık çökmüşse ve şaşkın veya endişeliyse, karalık ona galebe etmiştir ve dolayısıyla rüyasının tabiri yoktur.

Tabirci, yukarıda söylenenler konusunda iyice dikkatli olmalı, rüya gören kişiye bu gibi şeyleri sormalıdır. Rüya sahibinde bu dört etkenden biri varsa, tabir etmemeli, yoksa da gerektiği gibi tabir etmelidir.

İbn-i Sîrîn der ki: Eğer âşık ile maşuk birbirlerini rüyada görürlerse veya meslek sahibi bir kimse, mesleğiyle alakalı bir şey görürse, mesela; demirci, rüyasında demircilik yaptığını görürse, tabirci iyice dikkat etmelidir. Rüya sahibinin rüyasını iyice dinlemeli, o gece uyumadan önce ne yediğini ve hangi düşünceyle uyuduğunu sormalı, daha sonra doğru bir biçimde rüyasını tabir etmelidir.

Rüyasında kendisini karların, buzların ve soğuk havanın ortasında gören bir kimse, uyandığında yorganının üzerinde olmadığını veya kendisini hamam vb. gibi yerlerde, bunaltıcı bir sıcaklığın ortasında gören kimse, uyandığında yorganına sıkı sıkı sarıldığını görürse, bilmelidir ki bu tür rüyaların tabiri olmaz. Çünkü bu tür rüyalar, uyku ortamından kaynaklanan rüyalardır. Nitekim doğru bir şekilde uyuyan kimse, bu tür rüyalar görmeyecektir.

Bazen insan rüyasında çeşitli ağrılar çeker, uyandığında da aynı ağrıların bedeninin çeşitli yerlerinde olduğunu görür. Veyahut da rüyasında yaptığını görür ve uyandığında şiddetli bir şekilde idrarı geldiğini hisseder. Bu tür rüyalar asılsız rüyalardır ve tabiri yoktur. Rüya tabirleri ilminde bu tür rüyalara “karışık/karmaşık rüyalar” adı verilir.