Rüya Hakkında Birkaç Mevzu

Biharu’l-Envar’da, İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Mufazzal’a şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Ey Mufazzal! Uyku ve rüya hakkında tefekkür et; nasıl da her şey yerli yerinde düşünülmüş (tasarlanmış), doğru rüyalarla yalancı rüyalar birbiriyle karıştırılmış! Eğer bütün rüyalar doğru olsaydı, herkes peygamber olurdu ve tam tersi, hepsi yalancı rüya olsaydı, yine aynı olurdu. Zira böyle olsaydı, rüyanın hiçbir faydası olmazdı, boş ve anlamsız olurdu. Bazen rüya doğru olur ve insanlar ondan faydalanır; onunla birtakım şeyler elde ederler ya da birtakım zararlardan uzak dururlar. Bazen de rüya, yalancı rüya olur; insanlar tamamen rüyalarına bel bağlamasınlar diye çoğu rüyalar böyledir.”

Yine İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilir:

Rüyalar iki kısımdır:

1-Karışık rüyalar veya başka bir deyişle yalancı rüyalar.

2-İşaretler veya başka bir deyişle doğru rüyalar.

Doğru rüyalar da kendi aralarında, açık rüyalar ve açık olmayan rüyalar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Açık rüyalar, herhangi bir yoruma ve tevile ihtiyaç duyulmayan rüyalardır. Hz. İbrahim’in (a.s), oğlu Hz. İsmail’i (a.s) kurban olarak kestiğini görmesi, bu rüyalardandır. “İbrahim dedi ki: Oğulcağızım, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm.”

Tabire ihtiyaç duyulan açık olmayan rüyalar ise, tıpkı Hz. Yusuf’un (a.s) rüyası gibidir: “Yusuf, babasına dedi ki: Babacığım, ben on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm, bir de baktım ki onlar bana secde ediyorlar.”

Nitekim tabiri yıllar sonra gerçekleşti. “Anasıyla babasını tahta çıkartıp oturttu ve hepsi de ona karşı secdeye kapandılar.”

Bu olayın ardından Yusuf (a.s) babasına şöyle buyurdu: “Babacığım, evvelce gördüğüm rüya bu işte, Rabbim onu gerçekleştirdi.”»